Ümit Kara Hakkında

     1949 Adıyaman – Besni doğumluyum. İlkokul, ortaokul ve öğretmen okulunu Mersin’de okudum. Mersin Öğretmen Okulu’ndaki resim hocam Sayın İbrahim Uysal’ın yönlendirmesinin etkisinde kalarak, Gazi Eğitim Enstitüsü Resim Bölümü’ne girdim. 1972 yılında mezun oldum. Aynı yıl, Adana Düziçi Öğretmen Okulu’nda resim öğretmeni olarak çalışmaya başladım.
 

     1972 - 74 yılları arasında, iki öğretim yılı çalıştığım Adana Düziçi Öğretmen Okulu’nda 1973 yılında Milli Eğitim Bakanlığı’nın hizmet içi eğitim olarak düzenlediği 49. Resim Öğretmenleri Semineri’ne katıldım. Öğretmen okullarında iş bilgisi (yani atelye çalışmaları) derslerinin fazla olması, iş atelyelerinin malzeme yönüyle iyi kurulmuş olması, köy kökenli öğrencilerin iş derslerinde başarılı olması, ayrıca da ahşabın döküntülerinin, temizliğinin alçı, kil ve diğer malzemelere göre daha kolay olması ve çalıştığım okulda ahşap malzemenin de bol bulunması, ahşap malzemelere daha fazla yer vermeme neden oldu. Kendim de burada ilk ahşap örneklerimi ürettim.

     1974 yılında eş durumundan döndüğüm Ankara’ da, Ankara Atatürk Lisesi’ nde çalışmaya başladım. Anadolu gezilerimde gördüğüm Selçuklu eserleri beni çok etkiliyordu. Selçuklu sanatıyla ilgilenmeye başladım.
Camilerdeki minber, mihrap, kapı ve pencere kanadı gibi ahşap eserler ( Manisa Birgi Cami minber ve pencere kanatları, Ankara Arslanhâne Cami, Alaaddin Cami ve Ahi Evran Cami minberleri, Niğde Sungur Bey Cami kapısı, kervansarayların, medreselerin ve kümbetlerin giriş portalleri, Konya Karatay Medresesi tavan süslemesi ve kapısı, Konya Sultanhan, Erzurum Çifte Minareli Medrese, Sivas Gök Medrese, Erzurum Yakutiye Medresesi portallerinde olan taş işçilikleri ve muazzam çini işçiliği ile yapılmış mihrap ve tavanlar, Bursa Yeşil Cami, Konya Beyşehir Eşrefoğlu Cami minber ve mihrabı ), önceleri ahşap taş ve çinilerde kullanılan desenler yönüyle ilgimi çekti. Daha sonraları, bu eserlerde uygulanan desenleri yaratıcılık yönüyle incelediğimde ve o günün koşulları ile işçiliklerini değerlendirdiğimde, çizim ve uygulama olarak bunların devrinden kalan örnekler olmasının dışında bir sanat harikası olduğunu gördüm. Bunların günümüz koşulları ile yeniden uygulanmalarının gerektiğini düşündüm. Bu arada Gazi Eğitim Enstitüsü’ndeki Ağaç İşleri hocam Sayın Tuncer Özkan’ la dostluğumun devam etmesi, ahşap oymaların aslında iyi plastik değerler taşıyan rölyefler olduğunu görmeme ve düşünmeme neden oldu.

     Anadolu Selçuklu Dönemi eserlerinden beni ilk etkileyenler, daha önce de belirttiğim gibi Ankara, Konya, Manisa, Bursa, Sivas, Erzurum ve Niğde’ deki eserler oldu. Buralarda gördüğüm eserler ve daha sonraki gördüğüm diğer eserlerdeki oymaların teknik özelliklerini koruyarak günümüzde mobilya olarak kabül ettiğimiz eşyalarda uygulanıp, günlük yaşamımıza girmesi gerektiğini düşündüm. Bu eserlerde uygulanan desenleri araştırmaya başladım ve bunlardan ilk örnekleri de çıkardım.

     1985 yılında Ankara Üniversitesi Güzel Sanatlar Bölümü’nde öğretim elemanı olarak çalışmaya başladım. Görev yerim Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi’- nde zengin bir kütüphanenin olması, sanat tarihi, arkeoloji ve dil bölümlerinin araştırmaları, bu konuda beni daha kapsamlı düşünmeye ve araştırmaya yönlendirdi.

     Araştırmalarım kullandığımız hiçbir mobilyanın kendi kültürümüz esas alınarak üretilmediğini gösterdi. Oysa Orta Asya’dan beri yaşattığımız bir Türk kültürümüz vardı. Bu kültür, Osmanlı İmparatorluğu’na dönüşünce bir imparatorluk kültürü olmuştur. Dünyada bugüne kadar bilinen büyük imparatorluklardan birinin mirasçılarıyız. Bugünkü yaşamımızda kullanılan mobilyaya bakıldığında birkaç kavukluk dışında, kendi kültürümüzden hemen hemen hiçbir ize rastlamıyoruz. Gördüğüm bu durum beni Türk mobilya stili oluşturulabilir, araştırılmalı düşüncesine yönlendirdi.
 

     Türk sanatı ve Anadolu’daki özellikle Selçuklular Dönemi’nde yapılan eserleri inceledim. Her eseri yerinde görüp, plastik sanatlar yönüyle değerlendirdim. Mobilyada kendi stillerini oluşturan ülkelerin mobilyalarını inceledim ve önce evim için eşyalar üretmeye başladım. Çoğunlukla bir eserdeki deseni etüt edip uygulamaya veya devir özelliğini koruyarak desenleri kendim çizip uygulamaya çalıştım. İlk olarak, kolay tanıtacağım aksesuar türünden mobilyaları ürettim ve İstanbul ve Ankara’ da sergiledim. Zigon sehpalar, ayna-tırnak, aynalar, sehpalar vb.
 

     Ankara Üniversitesi’nden 1999’ da emekli olarak kendi atelyemde çalışmaya başladım. Ankara’ da Hacı Dursun Erdemir Cami’nin minber ve mihrabını yaptım. 18. yüzyıldan sonra yapılan ilk Selçuklu eseri olarak yerine koydum. Daha sonra mobilyanın ana parçaları olan yatak odası, yemek odası gibi gruplara örnekler çıkardım. Selçuklu ahşap işçiliği örneklerini üretmeye devam ederken, resim sergilerimi de açmaya devam ediyorum. Amacım Türk mobilya stilinin oluşmasına yardımcı olmak.